——————————————————————————————————————————
Bence hikâye ve roman okumak insanın hayatında çok önemli bir yere sahip. Çünkü okumadığımızda fark etmesek bile pek çok şeyden mahrum kalıyoruz. Mesela hikâye ve roman olmazsa insanların iletişim becerileri gelişemez. Güzel ve etkili cümle kurmak zorlaşır, düşüncelerimizi aktarmakta sıkıntı çekeriz.
Okumak sadece kelime dağarcığımızı zenginleştirmez, aynı zamanda hayal gücümüzü de canlı tutar. Eğer hikâye ve romanlarla zihnimizi beslemezsek, yeni fikirler üretmekte zorlanırız. Yorumlama kabiliyetimiz de zayıflar, olaylara tek açıdan bakarız.
Ama bana göre kitapların en gizli etkilerinden biri, insanın sabır ve dikkat yeteneğini geliştirmesidir. Bir romanı sayfa sayfa takip etmek, bazen uzun bir hikâyenin içinde kaybolmak, aslında hayatta da sabırlı olmayı öğretir. Ayrıca okumak, zihnimizde sessiz bir disiplin kurar; dikkat dağınıklığını azaltır.
Bir başka nokta ise zaman algısı. Okurken, özellikle sürükleyici bir romanda, saatlerin nasıl geçtiğini anlamayız. Bu bana şunu düşündürüyor: Hikâye ve romanlar insanın sadece zihnini değil, zamanla olan ilişkisini de değiştiriyor. Adeta kendi dünyamızın dışında başka bir ritme kapılıyoruz.
Son olarak, bence kitaplar insana kendini tanıma fırsatı verir. Bir karakterin korkularında, bir hikâyenin satır aralarında bazen kendi hislerimizi buluruz. Bu, bana “ben de böyle hissediyorum” dedirtir. Yani hikâye ve roman okumak aslında kendimize doğru yapılan bir yolculuktur.
Kısacası, hikâye ve romanlar olmadan yalnızca hayal gücümüz değil, sabrımız, dikkatimizi, zamanla ilişkimizi ve hatta kendimizi anlama gücümüz bile eksik kalır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder