Evet. Bir kadın düşünün onu tanımayan bir adama sadece kendini adamış bir kadın. Hayatı sadece o adam üzerine kurulmuş bir kadın. Aslında kaderinin peşinden giden değil kaderini kendisi şekillendiren bir o kadar da darlaştıran kadın. Daha 10 ‘ lu yaşlarında rastlamıştı o adama adamdı çünkü çocuk denilemeyecek kadar büyüktü onun için. Küçük bedeninde bir o kadar büyük biter aşktı beslediği aşk. Ona ağır gelmekten çok onu daha da bağlıyordu o adama kendisini. Onu haftalarca fark etmeyen birisi için hayaller kurup duruyordu. Onun tarafından fark edilmek için canını veriyor onunla karşılaşınca yanakları kıpkırmızı oluyordu. Ama asla fark edilmiyor, fark edilse de iki saniyelik göz çarpması oluyordu.
16 yaşında onu ilk tanıdığı apartmandan, kapısından, onu dikizlediği dürbününden ayrılmak zorunda kaldı çünkü annesi başka adamla evlenmiş ve onu da yanında sürüklüyordu. İçi paramparça bir şekilde başka şehirde hayatından vazgeçmiş geçirdi. Hayatım dediği adam onu hatırlamıyordu bile çok üzücü değil mi fark edilmemek. Çalışmak için tramvaya binde ve kendisini bir anda eskiden oturduğu apartmanın önünde o adamın penceresinin önünde buldu. Işıkları yanıyordu kendisininde içinde ışıklar yanmaya başladı asla vazgeçmemişti omdan vazgeçmeyecekti. Her akşam geliyordu onu görmek onunla karşılaşmak umuduyla. Umudu gerçekleşti bakışmalar oldu ve o adamla hayatını onu düşünmekten başka bir şey yapmadığı adamla yemeye çıktı. Yemekten sonra evine gitti ve evi hala eski haline duruyordu. Masasında mavi vazonun içinde beyaz güller her şey yerli yerindeydi. Bu akşamdan sonra bu adamla bir kez daha eğlence yerinde karşılaştı ama o yine kendisini tanımadı , hatırlamadı. O adam için o sıradan bir kadın takılmalım bir kadındı. Aslında adama hayatını adamış bir kadındı ve bunun burukluğuyla ona olan sevgis, azalmıyor ama onu daha az ziyarete geliyor camın önünde bakıp gidiyordu. Ona söz vermişti arayacaktı onu davet etmişti ama asla telefonu çalmadı hayal kırıklığıydı çünkü onu asla hatırlamamıştı.
Kız değil artık kadın olmuştu hayatına başka adamlar girip çıkmış hayatını düzene sokmuştu ve bir çocuğu vardı. Çocuğu o onu fark etmeyen asla hatırlamayan, hayatında onun için bir şey ifade etmeyen ama kadının hayatını sadece ona adadığını o adamadandı.
Kadının hayatından adamın asla haberi yoktu çünkü asla onu hatırlamadı ta ki kadın tüm hayatını çocuğunun öldüğü akşam mektupla yazmaya başlayıncaya kadar adres ve isim kendine dair hiç bir şey yazmayıp sadece kendisi de ölünce bu mektupu ona ulaştırmıştı ve adam haberi olmadan kendi çocuğunu ve hayatını kendisinin haberi olmadan kendisine adayan kadına veda etmişti.
Adam mektubu okuduktan sonra boşluk hissetti ve hala ona kalan hatırlarlar bulanık bir kadın seçemediği bir yüzdü. HATIRLAMAMIŞTI.
STEFAN ZWEİG BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder