14 Şubat 2025 Cuma

Bir Beyaz Orkide

 


Sabahın ilk ışıkları tamda bana vuruyordu. Beyaz rengi yapraklarıma masaj yapan güneş ışıkları sabah olduğunun göstergesiydi. Ece beni odasının en güzel yerine koymuştu. Benim ona verdiğim enerjiye hayran kalarak bana çok iyi bakıyordu.

Her sabah yaptığı gibi bu sabahta benimle konuşarak güne başladı. Hep ona iyi geldiğimi söylüyor ve beni  özel olarak yaptığı karışım ile suluyordu. Bugün sanki içimde bir kötü his vardı sanki bir şey olacakta dünyamız başımıza yıkılacak gibiydi. İçimdeki hissi bir kenara bırakıp Ece ile konuşmaya devam ettim.Gözüme çarpan takvim ile bugünün 07.08.2024 olduğunu öğrendim. Bugün pazardı herkes evde ve evin için de bir huzur kokusu vardı. Mutfakta dönen konuşmaları bende duyabiliyordum. Ece annesinin göğüsünde bir ağrı sonucu çekildiği önlem amaçlı olan röntgen ve pet CT sonuçlarının gelip gelmediğini soruyordu. Evet bu konudan ben de haberdardım ve her an olacak şeylerden çok korkuyordum. 

Aslında hikaye burdan sonra başlamıştı.O gün her şey yolunda gidiyordu ta ki Elif yani Ece’nin  ablası sonuçlara bakana kadar. Tüm evdeki soğukluğu ve acıyı bir ağustos gecesinde hissetmiştim. Evdeki kalp ritimleri hızlanmış herkes korku ve telaş içerisindeydi. İşte o günden sonra ne ben eski beyaz orkide olabildim ne Ece kendi Ece  olabildi ne de artık eski huzur.

O akşam annemin diyorum çünkü Ece ve ben kardeş gibiydik. Annemin göğsünde bir kitle olduğunu ve ikinci dereceden kanser olduğunu öğrendik. Hem bunları söylerken hemde yazarken yapraklarım tekrar tekrar titriyor vücudum sıcak ama bana soğuk hissettiriyordu. 

Yaklaşık 1 ay sonra annemizin ameliyat günü belirlendi. Yine Eceler  konuşurken bende duymuştum ki biz çok erken fark etmiştik ve hemen ameliyat kararı alındı. Eğer erken fark etmeseydik ki bu ihtimali bile düşünmek istemiyordum. Hala tüm aile perişandı çünkü kimse kabullenememişti ve hala inanmıyordu. Herkesi çok iyi anlıyordum.Sanki  beni gövdemden ikiye bölmüşlerde her geçen gün o en acılı,en kanayan bölgeme tek tek hançer saplıyorlardı. 

Evet ameliyat çok güzel geçmişti şükürler olsun. Beni de hastane duvarının dibine koymuşlardı arada sırada gelen giden oluyor , bana iltifat ediyor ve Ece parlayan gözlerle beni süzüyordu.Emindim ki içinde yaşadığı savaşlar çok fazlaydı bana kendisini anlattığı kadar kimseye anlatmamıştı onu herkesten iyi tanıyordum. Gelip giden insanların gülümsemesi annemin yüzüne güller açtırıyordu. 

Zar zor da olsa hastaneden ayrılabilmiştik. Arabaya biner binmez o hastane kokusu gitmişti ve benimde kuruyan bir yaprağım Ece’nin kollarına kavuşmuştu. Arabada konuşulan konular sadece ileri ki süreç içindi. “Yaklaşık 6-7 aylık bir kemoterapi süreci var.” Dedi Elif. Kemoterapi kelimesini hiç duymamıştım ama dün akşam Ecrin ile sohbet ederken gerçekten zor bir süreç olduğunu anlamıştım. 

Günler günleri haftalar haftaları kovalarken annemiz artık daha iyiye ilerlemesi gerekirken daha kötüye gidiyordu. Artık bende kendimi iyi hissetmiyordum resmen canlılığım gitmiş rengim bile beyazdan kirli bir kahverengine dönüşüyordu.Artık annem için çok endişeleniyordum ve gerçekten dayanacak gücümüz kalmamıştı. Ece her gece yanıma gelip ağlıyordu ve onu teselli ediyordum ama bir yandan da içim kan ağlıyordu.

Yine “nefes aldıkça umut var” sözünün içimde yaklaşık bin kere dolaştığı bir sabahtı. Kar ile karışık yağmur yağıyordu. Mevsimin bile kış olduğunu algılayamacak kadar kötüydüm. Tarih 13.02.2025’ i gösteriyordu bir anda kulaklarıma dolan bağırışlar ile ne olduğunu anlamaya çalıştım. Korkuyordum ve korktuğum da başıma gelmişti annem fenalaşmıştı ve aceleyle herkes evden çıkmıştı. Kaç saat olduğunu bile bilmiyordum ama asla zaman geçmiyordu. Tik tak tik tak sanki kafamda öten saate baktığımda gece 22.43’tü yaklaşık on iki saattir evde kimse yoktu ve ben üzüntüden kendime gelemiyordum. Sonrasını bende hatırlamıyorum çünkü uyumuştum.

Sabah uyandığımda işte evde ölüm sessizliği vardı evet gerçek bir ölüm sessizliği. Herkes başını kapatmış ve ürkütücü bir biçimde içeriden gelen dua sesleri beni ne gördüklerime inandırabiliyordu ne de duyduklarıma. Ece neredeydi? Nedem dua okunuyordu? Neden bağırışlar, hıçkırıklar… Kendimi kaybedecek gibi oluyordum. 

Artık ortalık biraz daha sakinleşince Ece bana kıpkırmızı gözlerle bana bir açıklama yapmaya geldi. Anlattığı şeyler zihnimde tekrar tekrar dönüp dolaşıyor onun için çok değerli olduğumu söylüyordu. Beni annemizin mezarlığına götürmüştü ve yine kendini tutamayıp ağladı. Saatlerce ağladı. Hoca da dua okuyup gitmişti sadece ben Ece ve annemiz baş başa kalmıştık. Ece beni mezarın baş kısmına doğru yerleştirdi oysa ben burada 3 gün bile zor dayanırdım çünkü hava karlıydı ve ben bu a dayanabileceğimi zannetmiyordum. Benim için doğru olanın bu olduğunu söyledi ve yazılı bir kağıdı kurdele ile bana bağlayıp gitti.

Notta ise “ En beyaz kar yağınca ANNEM gelicek” yazıyordu.


1 yorum:

İhtişamlı Tavus Kuşu

 Fabl  Adımları Tema:   Açgözlülük   Verilmek istenen mesaj:   Açgözlülük, insanın sahip olduklarını çoğaltmaktan ziyade elindekilerini değe...